Her gün 2 bin kamyon dolusu plastik mavi sulara karışıyor

Haber gorseli

Nurdoğan A. ERGÜN

İklim krizi ve çevresel tah­ribatın en somut gösterge­lerinden biri haline gelen plastik kirliliği, küresel deniz ekosistemlerini geri dönüle­mez bir eşiğe sürüklüyor. Bir­leşmiş Milletler Çevre Prog­ramı (UNEP) ve uluslarara­sı çevre kuruluşlarının güncel verilerine göre, her gün deva­sa miktarda plastik atık ok­yanuslara karışmaya devam ediyor.

Halihazırda 200 milyon tona yakın plasti­ğin yüzdüğü veya dipleri­ne çöktüğü mavi sular, acil ve küresel önlemler alın­madığı takdirde tarihi bir felaketle karşı karşıya. Ok­yanuslarda ve deniz yatak­larında 100 ila 199 milyon ton arasında plastik çöp bulundu­ğu tahmin ediliyor. Buna her yıl 11 milyon metrik ton daha yeni plastik atığı ekleniyor. Bu mik­tar, her gün 2 bin çöp kamyo­nu dolusu plastiğin doğrudan okyanus ve denizlere dökülme­si anlamına geliyor.

BM Çevre Programı verilerine göre, açık denizlerde her kilometrekare başına ortalama 13 bin plastik düşüyor. Akıntılar bu çöpleri dünyanın her köşesine dağıtı­yor. Okyanuslardaki plastiğin yalnızca yüzde 1 ila yüzde 5 gi­bi küçük bir kısmı yüzeyde yer alırken, yüzde 95 gibi devasa bir bölümü dibe çökmüş veya deniz canlılarının besin zinci­rine giren mikroplastik parça­cıklara dönüşmüş durumda. Okyanuslardaki plastik atık­ların ezici çoğunluğunu tek kullanımlık poşet, şişe, kap gi­bi ambalajlar oluşturuyor.

Bu atıkların da yüzde 70-80’i ka­rasal kaynaklı, nehirler ve kı­yı şeritleri aracılığıyla denizle­re ulaşıyor. Uzmanlar, radikal tedbirler alınmadığı takdirde 2040 yılına kadar okyanuslara yıllık plastik akışının 3 katına çıkacağına dikkat çekerken, 2050 yılında ise okyanuslar­daki plastik ağırlığının toplam balık ağırlığını geçebileceğini öngörüyor.

Denizde canlı ekosistemi bozuluyor

Plastikler atık olarak deni­ze ulaştıklarında bozulma sı­caklıklarının yüksek olması, ultra viyole ışınlarına ve bak­terilere karşı dayanıklı olma­sı nedeniyle yüzyıllarca de­nizlerde varlıklarını sürdürü­yor, insanlar, doğal yaşam ve ekosistem için büyük tehlike­lere neden oluyor. Plastikler, fiziksel aşınmaya maruz kal­dığında aşamalı olarak par­çalanıp mikro-plastik denen çok daha küçük parçalara bö­lünüyorlar.

Çoğu, tekstil ürün­lerinden sentetik dokular ya da deterjan, kozmetik ve kim­yasal üretimden gelen katali­zör parçacıklar, doğada yüzde 100 çözünse bile plastik poşet parçacıkları, lastiklerden aşı­nıp kopan parçacıklar ve bi­leme-yontma süreçlerinden açığa çıkan plastik atıklar, kanalizasyon veya yağmur sularıyla nehir ve deniz­lere sürükleniyor. Türk Deniz Araştırmaları Vak­fı-TÜDAV’ın raporunda da dikkat çekildiği gibi, suda süzülen mikro-plastik atık­lar pek çok farklı organizma tarafından yutuluyor.

İçlerin­deki zehirli maddeler, bu par­çacıkları yutan deniz canlıla­rı yoluyla beslenme zincirine halka oluyor ve insana kadar ulaşabiliyor. Denizlere ula­şan makro-plastik atık parça­lar ise yemek zanneden deniz memelilerinin, deniz kaplum­bağalarının, sürüngenlerin, balık ve deniz kuşlarının ölü­müne ya da acı çekmelerine neden olabiliyor. Örneğin kap­lumbağalar, denizanası zan­nettikleri plastik poşetleri yi­yebiliyor; kuşlar kendilerini ve yavrularını balık yumurta­sı veya yengeç zannettikleri plastiklerle besleyebiliyorlar.

Çöpleri yiyerek mideleri do­lan canlılar açlığa maruz kalı­yor ve besin yetersizliğinden ölüyorlar. Bilimsel çalışma­lar, plastik atıklara dolanma ya da besin sanarak yutma nede­niyle her yıl 100 binden fazla deniz memelisi ve kaplumba­ğa ile 1 milyondan fazla deniz kuşunun öldüğünü gösteriyor. Araştırmalar, deniz kuşlarının yaklaşık yüzde 90’ının, deniz kaplumbağalarının da yüzde 52’sinin midesinde plastik ol­duğunu ortaya koyuyor.

Hem insan sağlığına hem ekonomiye tehdit

Denizdeki ve kıyılardaki plastik atıklar insan sağlığını da tehdit eden zararlı kimya­salların yayılmasına, yaralan­malara, bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasına neden olabi­liyor. Ekonomiyi olumsuz et­kiliyor, plajların ve denizlerin temizliği çok maliyetli olabili­yor, özellikle ulaşımın zor veya altyapının eksik olduğu ücra yerlerde.

Öte yandan son yılla­rın en önemli tartışma konu­larından biri de Türkiye’nin Avrupa’dan ithal ettiği plas­tik atıklar. Türkiye’nin plastik atık ithalatı 2018’de 437 bin ton iken, Ticaret Bakanlığı’nın AB teknik çalıştayında paylaş­tığı verilere göre, 2024 yılın­da yaklaşık 1,29 milyon tona ulaşmış durumda.

Bazı plastiklerin yok olma süresi

-Plastik şişe 450 yıl

-Çocuk bezi 450 yıl

-Lastik ayakkabı 50-80 yıl

-Naylon kumaş 30-40 yıl

-Plastik poşet 10-20 yıl

-Misina 600 yıl

DOA projesi milat olur mu?

Plastik atıkların geri kazanımını amaçlayan en önemli projelerden biri kuşkusuz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülen ve yaygın adıyla ise DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) uygulaması.

Pet şişe, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının çöpe girmesini engelleyip kaynağında yüksek kaliteyle toplanmasını ve ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan proje kapsamında toplanan pet şişeler diğer evsel atıklarla karışmadığı için %100 saf geri dönüştürülmüş plastik hammaddesine dönüştürülecek. Yılda 25 milyar adet içecek ambalajının geri dönüştürülmesi ile ekonomiye 30 milyar TL’lik katma değer sağlanması hedefleniyor.

Sadece kirletmiyor ısınmaya da yol açıyor

Büyük Pasifik Çöp Yaması üzerine yapılan yeni bir araştırma, havaya karışan mikroplastiklerin güneş ışığını emerek küresel ısınmaya doğrudan katkı sağladığını ortaya koydu. Hawaii ile Kaliforniya arasında bulunan ve Teksas eyaletinin iki katı büyüklüğüne ulaşan Büyük Pasifik Çöp Yaması, uzun süredir deniz yaşamı için bir kabus olarak görülüyordu. Ancak Çinli ve Amerikalı bilim insanlarının son çalışmasında, bu plastik yığınlarının gizli ve çok daha büyük bir tehlikesini gün yüzüne çıkardı. Yeni analizler renkli plastiklerin, pigment içermeyen şeffaf plastiklere kıyasla 75 kat daha fazla ışık emdiği belirlendi.

Üretim ve tüketimde geri dönüşüm bilinci şart

Son yıllarda plastik geri dönüşümü konusunda önemli adımlar atılsa da hem Türkiye’de hem de dünyada alınacak çok yol var. Plastik ve diğer katı atıkları azaltmak için üreticilere düşen bazı sorumluluklar şöyle; geri dönüşüme uygun ambalaj ve ürün üretmeli.

Geri dönüşümde kendini sorumlu hissetmeli. Tek kullanımlık ürün yerine tekrar tekrar kullanılabilen ürünler üretmeli. Depozito sistemi uygulamalı. Plastik ve diğer katı atıkları azaltmak için insanlara düşen sorumluluklar ise; kara ve denizin bağlantılı olduğunu unutmamalı. Uygun çöp kutusu dışındaki yerlere (sokağa, nehir kıyısına ya da denizlere) asla çöp atmamalı.

yok

Author: Murat Yıldız