ABD Temsilciler Meclisi’nden Trump raporu: Halkbank davası sürecinde Ankara-Washington hattında neler yaşandı?

ABD’nin yasama organı Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin Denetim ve Mesuliyet Komitesi’nin Demokrat Partili ekibi, eski ABD Başkanı Donald Trump hakkında bir rapor hazırladı. Meclis üyesi Jamie Raskin liderliğinde hazırlanan, Trump’ın yabancı liderlerle ilişkilerini konu alan raporda, eski ABD liderinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la Halkbank davası konusundaki temasları da detaylandırıldı.

Temsilciler Meclisi’nin Denetim ve Mesuliyet Komitesi’ndeki Demokratlar, “Satılık Beyaz Saray: Prensler, Başbakanlar ve Liderler Nasıl Başkan Trump’a Rüşvet Verdi” başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, uluslararası vergi denetimi ve danışmalık şirketi Mazars’ın verilerine göre Trump’ın başkanlığı döneminde yabancı ülke ve liderlerden toplamda 7.8 milyon dolardan fazla ödeme aldığı belirtildi. ABD Anayasası, Başkanların, Kongre’den izin almadığı sürede herhangi bir yabancı liderden ödeme veya hediye almasını yasaklıyor. 

Trump’ın başkanlığı döneminde, Ankara-Washington hattında en önemli gündemlerden biri, İran yaptırımlarını deldiği iddiasıyla kamu bankası Halkbank’a yönelik devam eden davaydı. Dava kapsamında dönemin Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, iş insanı Reza Zarrab ile ABD’nin yaptırım uyguladığı İranlı kuruluşlar adına işlem yapmak için ABD finans sistemini kullanarak komplo kurmak ve bu işlemlerin gerçek doğasını gizleyerek ABD finans kuruluşlarını dolandırmakla suçlanmıştı. Zarrab daha sonra itirafçı olmuş ve davanın adı “ABD, Atilla’ya karşı” olarak değiştirilmişti. 2017’de gözaltına alınan ve Zarrab’ın aleyhinde ifade verdiği Atilla, 28 ay ABD’de tutuklu kaldıktan sonra Türkiye’ye dönmüş ve davayla aynı adı taşıyan bir kitap yazarak bu süreçte yaşadıklarını detaylandırmıştı. 

TIKLAYIN | Zarrab davasında ABD’de hüküm giyen Hakan Atilla, T24’e konuştu: Hükûmetle ilgili soruları başka raunda saklamış olabilirler

Komite raporunda, Trump’ın Halkbank davası sürecinde Erdoğan ile temasları ve Washington’da yaşananlar hakkında kapsamlı bir zaman çizelgesine yer verildi. 

Raporda Trump döneminde Türkiye’nin, yıllardır sonlandırmaya çalıştığı dava talebi konusunda kendilerine karşılık verecek bir yönetim bulduğu ifade edildi. Demokratlar, ABD basınında yer alan haberlere göre Ankara’nın, Trump göreve gelmeden önce de davayı sonlandırmak için Obama yönetimine baskı yaptığını aktardı. Raporda yer bulan New York Times haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Obama’nın Başkan Yardımcısı olan Joe Biden‘dan, Halkbank davasına bakan savcı ve hakimi görevden almasını istedi. Obama yönetiminin, yargı sürecine karışmaktan kaçındığı belirtildi

Halkbank’ın elindeki “iki as”

Rapora göre Türk hükümeti ve Halkbank, Trump seçildikten sonra Trump yönetimini davaya müdahale etmeye ikna etmek için pahalı bir lobicilik girişimi başlattı. 2017’nin Ağustos ayında soruşturma devam ederken, Halkbank’ın dünyanın en ünlü lobicilik firmalarından Ballard Partners’la anlaştığı vurgulandı. Kamuya açık kaynaklara göre firmayla ayrı kontratlar yapan Türkiye ve Halkbank, iki yıl içinde Ballard Partners’a toplamda 4.6 milyon dolar ödeme yaptı.

New York Times’ın raporda atıfta bulunulan haberine göre lobicilik firması, bu süreçte Beyaz Saray yetkilileri, ABD Dışişleri Bakanlığı mensupları, Kongre üyeleri ve Trump’ın o dönemki kişisel avukatı Jay Sekulow ile Halkbank konusunda temaslarda bulundu. 

Rapora göre Trump yönetimi, Obama yönetiminin aksine Erdoğan’ın dileklerine uygun olarak Halkbank sürecine müdahale etmeye açık olduğunun sinyallerini verdi. 2018 yılında, Trump yönetimi üyelerinin, davayla ilgilenen yetkililere konuyla ilgili sorular sormaya başladığı belirtildi. İddiaya göre 2018’de dönemin ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, aralarında Erdoğan’ın damadı ve eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak‘ın da bulunduğu Türk yetkililer ile görüştükten sonra savcıların Halkbank davasında ne kadar ceza isteyeceğini sorgulamaya başladı. Davanın ilk savcısı Preet Bharara‘nın yerine gelen Geoffrey Berman, daha sonra bu süreçte perde arkasında yaşananları şu sözlerle özetleyecekti: “Halkbank gizli bir kozu, veya elinde iki as varmış gibi davranıyordu: Beyaz Saray’da bir dost ve Adalet Bakanlığı liderliğine açılan bir arka kapı!”.


Albayrak ve Mnuchin

Bolton kara kutuyu açıyor

Raporda, 14 Aralık 2018’de, Trump’ın Erdoğan’a Halkbank soruşturmasında bir çözüme yaklaşıldığını söylediği iddia edildi. Demokratlar, bu iddianın gerçek olmasının Trump’ın devam eden bir soruşturmaya müdahale ettiği ve Adalet Bakanlığı’nın bağımsızlığını bozduğu anlamına geleceğini belirtti. 

Trump’ın bir dönem Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’nı yapan John Bolton‘ın Eylül 2019’da görevden ayrıldıktan sonra yazdığı kitap ve basına verdiği demeçlerde Trump Beyaz Sarayı’nda yaşananları açıkça anlatması, o dönem dünya basınında geniş yer bulmuştu. O dönem Halkbank davası ile ilgili söyledikleri de bu raporda geniş yer buldu. 


Trump ve Bolton

Bolton’a göre Erdoğan, Trump’a Halkbank davası hakkında avukatlık şirketi tarafından hazırlanmış bir dosya sundu. Eski danışman, Trump’ın sayfalara hızlıca baktıktan sonra Halkbank’ın masum olduğuna inandığını söylediğini aktardı. 

Raporda Bolton’ın  şu sözlerine atıfta bulunuldu:

“Trump, Erdoğan’a işleri halledeceğini; Güney Bölge savcılarının onun adamları olmadığını, Obama’nın adamları olduklarını söyledi. Bu insanları kendi adamlarıyla değiştirdiğinde sorunun çözüleceğini ifade etti.”

Bolton, T24’e verdiği söyleşide Halkbank süreci hakkında ne demişti?

Bolton, T24’te 24 Ağustos 2020 tarihinde yayımlanan söyleşisinde Halkbank süreci ile ilgili şunları söylemişti:

Erdoğan, Trump’ı Halkbank’a haksızlık yapıldığı konusunda ikna etmiş gibi duruyordu.

Yani Halkbank’a adaletsiz bir muamele yapılmıyordu, Erdoğan yabancı bir bankaya özel muamele yapılmasını istiyordu. Trump’ın neden buna inandığına ve Erdoğan’a bir iyilik yapmak istediğine bence üst düzey danışmanları da anlam veremedi.

Bill Barr yeni Adalet Bakanı olduğunda Trump ondan bu konuyla ilgilenmesini istedi. Bu uzun bir hikâye, fazla detaya girmeyeceğim. 

Adalet Bakanlığı yargı sürecine devam etmeye karar verdi. Şu anda bulunduğumuz nokta da bu.

“Trump ve Erdoğan yakındı”

Raporda yer verilen iddiaya göre aynı gün içinde Adalet Bakanlığı tarafından New York Güney Bölge Savcılığı’na, Mnuchin, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Adalet Bakanı’nın ofisinin Halkbank davasına “daha çok dahil olacağı” konusunda bir bilgilendirme yapıldı

Raporda, bu dönemde yargı içinde yaşanan tartışma da New York Times’ın kaynaklarına dayandırılarak aktarıldı. Bahsi geçen habere göre Aralık 2018’de Adalet Bakanlığı görevini vekaleten yürüten Matthew Whitaker, yardımcısı Rod Rosenstein‘a davanın devam etmemesini söylediği. Rosenstein, savcılardan taraf oldu. Adalet Bakanlığı yetkilileri, Whitaker’ın talebini dikkate almadı. 

Raporda yer verilen New York Times’ın 29 Ekim 2020 tarihli haberine göre 2019’da Whitaker’ın yerine Adalet Bakanlığı’na getirilen William Barr, suçlamaları düşürmesi için New York Güney Bölge Savcılığı’na baskı yapmayı sürdürdü. Berman, hatıratında Barr’ın bunu Trump’ın talebiyle yaptığını düşündüğünü yazdı. Savcının şu ifadeleri, rapora alındı:

“Donald Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la yakındı. Trump’ın Türkiye’de mülkü var: Trump Towers İstanbul. Erdoğan, 2012’de resmi açılışa katıldı. 

Türkiye Cumhurbaşkanı, soruşturmamızın her boyutuna çok sert biçimde karşı çıkıyor ve bankaya suçlama yöneltilmesini istemiyordu. 

Kendi görüşünü direkt olarak Trump’a anlatıyordu. 

Patronunu mutlu etmeye hep hevesli olan Barr, görünüşe göre Trump’ın isteklerini yerine getiriyordu.”

New York Times’ın konuyla ilgili bir haberinde, “Trump’ın Erdoğan’a bu konuda sempatiyle yaklaşması farklı bir yönden de garip; çünkü bankaya yönelik suçlamalar, Trump’ın İran’ı ekonomik olarak izole etme politikasının baltalandığına işaret ediyor. Bu Trump’ın Orta Doğu planının merkezinde yer alan bir politika” yorumu yapıldı. 


O dönem Başbakan olan Erdoğan,
2012’de İstanbul’daki Trump Towers’ın açılışında

Rapora Bolton’ın Erdoğan-Trump-Halkbank üçgeni ile ilgili şu değerlendirmesi alındı:

“Trump kişisel ilişkilerde o kadar kendine özgü ve kişisel davranıyordu ki bu tehlike oluşturuyordu. Bu, adaletin önlenmesi olarak nitelendirilebilir. Trump, yabancı bir lider için sıradan bir sürece müdahale ediyordu. Beklentisi neydi? İlerleyen zamanda bunun karşılığını almak…”

Raporda anlatılanlara rağmen, New York Güney Bölge Savcılığı Ekim 2019’da Halkbank’a resmen suçlama yöneltti. 

Berman’ın bu süreçte ani bir dönüş yaşandığı ile ilgili değerlendirmesi rapora alındı:

“15 Ekim’de önceden yaşananlara baktığımızda çok şaşırtıcı, beklenmedik bir şey oldu. Barr beni aradı ve ekibin Halkbank davasını büyük jüri karşısına çıkarmasını, böylece suçlama yöneltilebileceğini ifade etti. 

Görünüşe göre Trump ve Erdoğan’ın arası bozulmuştu.”

2020’nin Haziran ayında Trump, Berman’ı kovdu. Raporda yer verilen Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre kararda, “Berman’ın Halkbank sürecini idare ediş biçimi” rol oynadı.

Halkbank, suçlamalardan sonra “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamında ABD’de yargılanamayacağını” söyleyerek davanın düşürülmesini talep etti. Nisan 2023’te ABD Yüksek Mahkemesi, Halkbank’ın dokunulmazlığı olmadığı yönünde karar verdi. 

Türk hükümetinin Trump mülklerinde harcamaları

Raporda Türk yetkililerin başkanlığı döneminde Trump’a ait bir otelde de kaldığı belirtildi. Mazars’ın Komite’ye sunduğu verilere göre Mayıs 2017’de Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği Trump’a ait işletmelerde iki harcama yaptı. Aynı ay içinde Erdoğan, Washington’ı ziyaret etti. İşletmelerdeki hesap açılış tarihinin 9 Mayıs 2017 ve 23 Mayıs 2017 olduğu belirtildi, ancak detay sunulmadı. 

Yine Mazars kayıtlarına göre dönemin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 11 Ekim-14 Ekim arası Washington DC’deki Trump International Hotel’de kaldı. Çetinkaya’nın kaldığı süre için bin 894 dolar harcadığı belirtildi. Çetinkaya’nın 2017 Dünya Bankası Merkez Bankası Başkanları Yıllık Toplantısı’na akredite olduğu ifade edildi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*